Gökdoğan ve Bozdoğan Hava Hava Füzeleri ile Harp Başlıklı Test
Türkiye’nin Milli Hava-Hava Füze Projelerinde Kritik Bir Başarı
Ülkemizin milli hava-hava füze projelerinde önemli bir adım daha atıldı. TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN hava-hava füzeleri, harp başlıklı atış testlerini başarıyla geçerek doğrulama sürecini tamamladı.
Bakan Kacır’ın Açıklamaları
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, her iki milli füzenin de harp başlıklı test atışlarında başarılı sonuçlar elde ettiğini duyurdu. Gerçekleştirilen testlerin sadece teknik bir başarı olmadığını vurgulayan Bakan Kacır, “Milli hava-hava füzelerimiz harp başlıklı atış testlerini başarıyla tamamlayarak doğrulama sürecini geçti. Bu sadece bir test değil, gökyüzündeki gücümüzün, mühendisliğimizin ve kararlılığımızın somut bir kanıtıdır.” ifadelerini kullandı.
Türk Hava Kuvvetleri ile Ortak Test Süreci
Harp başlıklı atış testleri, TÜBİTAK SAGE ve Türk Hava Kuvvetleri işbirliğinde gerçekleştirildi. Bu doğrulama sürecinin başarıyla tamamlanması, milli hava-hava füzelerinin operasyonel seviyeye ulaştığını göstermektedir.
GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN’ın Özellikleri
GÖKDOĞAN, Türkiye’nin milli hava-hava füze ailesinin önemli bir parçasıdır. Füze, görüş ötesi hava muharebeleri için geliştirilmiştir ve 65 kilometrenin üzerinde menzile, aktif radar arayıcı başlığa ve uzun menzilli hedef angajman kabiliyetine sahiptir.
BOZDOĞAN ise görüş içi hava muharebeleri için tasarlanmış milli kısa menzilli hava-hava füzesidir. Füze, 25 kilometrenin üzerinde menzile ve 4 Mach’ın üzerinde hıza ulaşabilmektedir. Kızılötesi görüntüleyici arayıcı başlığı sayesinde yüksek hedef takip kabiliyeti sunmaktadır.
Milli Hava Muharebesinde Yeni Bir Dönem
GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN projeleri, Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltma hedefi doğrultusunda geliştirilen en önemli hava mühimmat programları arasında yer almaktadır. Harp başlıklı testlerin başarılı bir şekilde tamamlanması, milli hava-hava füze ailesinin seri üretim ve operasyonel kullanım sürecine yönelik önemli bir adımın atıldığını göstermektedir.
